insanların düşünmesine de engel olan bir eğitim ve medya var. İnsanların düşüncesi yasaklanmış vaziyette. Biz insanların düşünmesinin önünü açmak istiyoruz. Düşünmek, soru sormakla başlar.

Ahmet Altan

24 Şubat 2007 Cumartesi


Turk Gencligi ve Milliyetcilik

Batinin temel gelisme unsurlarinin basinda gelen somurgecilik, zamanla kendi icerisinde degisimlere ugramistir. Bu degisimlerin en onemli nedenlerinden birisi, zaman icerisinde ortaya cikan milliyetcilik akimlari ile halklarin mefaati kendine dondurme cabasi yatmaktadir. Kisiligi tam gelismemis toplumlarda kendi ic somurgeciliginin gelisimi ile elit bir tabaka olusureken, bu tabaka belli bir sure sonra ana somurgecilik ile tekrar bag kurmus, bunyesinde bulundurdugu insanlara daha zarar verir hala gelmistir.

Somurgeci ulkelerin en onemli ozelliklerinden birisi, kultur ve modernlesmede, somurulenden daha ustun olmasidir(!). Eger, verilmek istenen gonullu ve ozendirilme ile verilemiyorsa, bir cok defa verilmek istenen zorla verilmis, ozendirilmeye calisilan toplumlar bazen buna siddetli direnebilmis bazen de kirilma noktalari gecirerek istenileni vermistir.

Turkiye kurulduktan sonra elinde olanlari, Mustafa Kemal Ataturk’un engin ongorusu ile iyi kullanabilmis olmasina ragmen, cok iyi hazirlanmis senaryolar ile zamanla istenileni verme durumuna dusmustur. Turkiye tarihi, kirilmalar ile dolu bir tarihtir ve bu kirilmalar icerisinde zararli cikan hep Turkiye olmustur. Bu kirilmalarin en meshuru, hepimizin bildigi 1980 darbesi ve Turkiyenin an icin dondurulmasidir.

Her zaman baskin bir bati kulturu altinda kalmis olan Turk toplumu, bu baskiyi bir nevi kendi istemis, degismenin ana merkezine bati kulturunu oturtmustur. 1960 ‘larda Turk burokratlarin moda olan Amerikan ve Avrupa kulturunun benimsenmesi, cok enteresan bir sekilde 1980 ortalarindan itibaren televizyonun ve medyanin her haneye yerlesmesi ile halk icerisinde kolayca yerini almistir.

Modern somurunun en tipik seyiri- ki ayni dinamikler Hindistan-Ingiliz Imparatorlugu iliksilerinde de olusmus, ilk basta beyaz irkin hosnutlarina kapilan Buyuk Hindistan daha sonra basina geleni anlamis, baskaldirdigi anda bir cok devlete bolunmustur- olan ozenme hemen Turk toplumunda belirmis, bu ozenme yillar icerisinde devam etmistir.

Sagcilik, solculuk, milliyetcilik, kemalistilik, seriatcilik ve buna benzer goruslerin dogrulugu, yapiciligi bir yana birakilirsa, sonucta hepsi ortak senaryoda rollerini ilginc bir sekilde almislardir.

Burada belirtilmesi gereken onemli nokta, kirilmalardaki Turk Gencliginin oynadigi kilit roldur ve ayni rolu su anda milliyetcilik adina tekrar ustlenmesidir. Milliyetciligi ve milliyetciligin ne oldugundan cok, bu yazida Turk Gencliginin istenilen milliyetcilik akimina kisaca nasil geldigini ve bu getirilme ile ustune yuklenen rolu tartismak istiyorum.

Dunyanin globallesmesi ve her bireyin bilgi kaynaklarina ulasmasi mumkun hale gelmeye basladiginda, empoze edilen kulturun, lackaligi ve ne kadar bos oldugu ortaya cikmaya baslamis, Bati ve Amerikanin Turkiye uzerinde yuruttugu psikolojik harp ve fiili harp kolayca, son zamanlarda, desifre edilmeye baslanmistir.

Iste bu noktada, Turkiye tarihindeki kirilmalarin ana sebepleri bir cok yazar tarafindan alenen yazilmis ve Turk hakli tarafindan daha dikkatli bir sekilde olan olaylar incelenmeye baslamistir. Yapilanlar sadece bolmeye, yok etmeye dayali olmadigi, ayni zamanda, ustun varsayilan bir kulturun; dili, dini, milleti darmadagin ettigi gozlenmistir.

Turkiyede olan darbelerin dis kaynakli oldugu, yillarca surdurulen terorle mucadelenin aslinda bir pradoks oldugu, girilmek istenen AB’nin ici dolu gozuken ama bos bir olgu oldugu ve hep yerinde sayan ekonomi ile bir adim ileriye gidilmediginin fark edilmesi ile gozler bir anda faturanin asil sebebine yogunlasmistir.

Daha once kendi kendi ile catisan ve memleketi kurtarma sevdasinda Turk Gencligi, ani bir manevra ile birbiri ile ugrasmayi birakip, gercek milliyetcilikten kafatasciligina yanasmaya baslamis, Turk ve Turk olmayan olarak saf tutmustur. Bunda en buyuk neden, yukarida belirttigimiz gibi, donen dolaplarin asil basinin dis kaynaklar olduguna inanilmasi ve bu inanma icin yeterli sebebin ortaya cikartilmasidir. Yillarca ortada olan ama bir turlu gosterilmeyen gerceklerin, su an icin ortaya cikmasi normal olarak gozuksede, bu sekilde bir yonlendirmenin olusmus olma ihtimali de cok yuksektir.

Taraflarin olmadigi bir ortamda, yazilan her senaryonun oyuna konulacak zamani bekledigini ayri bir yazida tartismaya calisacagim.

Gerek tarihi ile gerek ortak kulturu ile kafatasciliginin hic yapilmadigi bu topraklarda, bu fasist kavramin tekrar ortaya cikmasi alarm canlarini caldirirken, gelecek gunler icin endise verdiginin bilinmesinde cok buyuk yarar var. Bu topraklarda yasayan insanlarin genetik yapilari ile siniflandirilmasi, hem bu ulkeye hem de tarihine yapilacak en buyuk hiyanettir. Dunyanin bir cok yerinde kafatasciliginin toplumda gelismesi ile toplumun parcalanmasi ayni zaman periyoduna dek geldigi unutulmamalidir. Bunun en belirgin orneklerini Yugoslavyada, Buyuk Hindistanda acik secik ortaya konuldugunu hep birlikte gorduk.

Turk gencliginin, toplumu yonlendirenlerin farkina varmasi ve buna karsi bir tavir sergilemesi kadar dogal bir hal yokken, bu karsi tavri da bir sekilde kendi icerisindeki etnik unsurlara yonlendirip onlari suclu ilan etmesi olabilecek en buyuk hatadir. Burada yapilmasi gereken, dis guclerin icerimizdeki uzantilarinin farkina varilmasi ve olan olaylari genis bir perspektiften bakarak, olaylarin daha iyi kavranmasidir.

Milliyetciligi, kafatasciligi ile bir tutulmasina devletin seyrici kalmamasi, tam tersine milliyetciligi kaliteli insan olabilme, vatana faydali ve yarar getirme gibi olgular ile empoze ederek, ivmelenen gencligin onun acilmasi gerekmektedir.

Eger dogru haraket edilir ve Turk gencligi dogru akima yonlendirilirse, onumuzun ne kadar acik ve aydinlik oldugunu, umarim tahmin ediyorsunuzdur. Fakat bu seferde Turkiye, Turk gencliginin basrolleri oyanadigi bir kirilma noktasina gelirse ne yazik ki bir daha kirilma yasayamayacagini, hepizin aklinin bir kosesine koymasinda fayda var.

Fatti

Hiç yorum yok: